ART (Sanat),  POETRY (ŞİİR)

UYKUSUZ SOKAK LAMBALARI

görsel Amusingplanet.com’dan alınmıştır

Vadideki kurtlar gibi gözlerden simir alan
doktor kılıklı adamlar gezinir uykularımızda.
Şimdi uzanıyoruz yan yana,
siz de kaybettiniz ne yazık ki, biz de
büyük aklın oyunlarında.
Bulutların sinsi ve ince hareketleri gibi içimize sızan,
yavaş ve yıkıcı ve şeytani göçebeler var ara sokaklarda
bizi aidiyetlerimizin eski mahallelerinden etmek isteyen.

Elde var sıfır.
Kendimizden ve etrafımızdan dönüp bakınca
artık kirlenen pijamalarımızdan gayrı herşey
başkalarının sorunu.
Eski bir film afişi, modası geçen gözlük
Yani inceltilen yerlerden kuduz köpekler geçti.
Nişastadan bir pelte gibi kollarım bacaklarım.
Gel diyorsun, geldik, hep aynı yerlerden
aynı oyuna geldik.

Cuma akşamlarında,
uçakların beni kahreden alışık olduğum seslerinden
tanıdık bir yolculuk çıkarmayan sensin.
Şimdi babamla ilk kez bir rüyada,
bir deniz kıyısında, ressam tablolarından çıkma renklerde
hediyeler alıyorduk iki kişiye.
Babam, neredeyse hiç hediye almayı bilemezdi kimseye.
Neredeyse ondan bir hediye beklemek,
adını bildiğim bir dostun
ölümü kadar uzak da olsa,
rüyalarım bölünene kadar mutluyum işte.
Yani aklına gelmezdi basitçe ondan.
Durmadan çalışır didinirdi,
ben de bu safdilliği severdim
lisedeyken bir bebek getirtti Alamanya’dan
şarkı söyleyen esaslısından
düğün arabalarının üzerine konandan
sarışın mavi gözlü
bir de Istanbul’a giderken
malzeme almaya
dönüşünü hacı bekler gibi sevinçle beklerdim
yok yok alırdı hediyeler
mesela her alış verişte öikolata ciklet
babam
boyum parmaklarındaki sigara kokusuna yetiştiğinden
beri hep sevdiğim
ne diyorduk

Sonra herşey aynı,
rüyalarımız.

Günün akşama dönmesinden bile kısa ömürlü çıkıyor sözler,
bir ayna bile kırılmaz toplasan o sürede.
Günler mi? iyi geçiyor merak etmeyin,
en azından yaşayıp gidiyoruz,
sallanıp duruyoruz, deprem desen deprem değil
normal diyorlar,
her akşam haberlerde biraz daha eksiliyoruz.

En çok çanta almışım kazandığım parayla,
demek en çok gitmeye hazırlanıyoruz.
Şimdi laik bir geçersizlik var sürdürülen işlemde.
Garip değil mi? Sokaklarda yürürken
ilk kez anayasal bir kavga gibi bağırıp dururken sana
birden gezenlere mi küs, ışığı kesenlere mi bilmem
yanmıyor o sokak lambaları.
takatsizliğimiz gibi.

İçinden çiçek çıkarmak için
defalarca aynı sürpriz yumurtaya su döküyorum,
inat eden sürreal bir mesaj çıksın diye.
Bilmem çamaşır asmayalı çok oluyor
kolları yukarı asmayalı bedenden.
Yakup bacaklarını kırıyor hayallerin
gülüyoruz,
yine umurumuzda değilmiş gibi gülüyoruz
ve çabucak unutuyoruz sevgilim olanları.
Evet camdan dışarı bakıyorum
babamı beklerken telaşlandığım iri yağan yağmurlardan var sokakta
İnsanlar toparlanmış, bir çatışma var
ben içerideyim.
Camdan bakıyorum bir arap kızı gibi şarkı bile söylüyorum
ne tezat.

Kolyeleri çıkaran bütün akşam kadınları
bir sürpriz bekler ya
ve yel değirmenlerine çıkan bütün yollar
öyle bekliyorum umudun başını.
Benim de askerliğim bu oluyor velhasılı
memleket gibi umudun başında nöbetteyim.
Sıcaklar bitiyormuş ve nihayet üşüyoruz.
İçimizde ne çocukların kaybettiği silgilerin hüznü var
ne de istasyonların sevinçli yolcuları.
Garip bir tekdüzelik.
Bazı yerlerde minimalist diyorlar.

Allah’tan çalamadığım bir keman gibi kıvrılan beline
uzaktan dokunuyorum pısırıklığın.
Neresine bassam hayatın ayağı,
neresine dokunsam yanlış nota.
Aynı şeye farklı adlar versek de
umrunda değil kuşların ve maydonozların.

Önde trompetler çalmakta da yok gözüm,
bir çocukluk utkusu yani biliyorum artık.
insanda çocukluk mu bıraktınız ki?
Memleket gibiyim.
Ben ve uykusuz sokak lambaları.

https://www.youtube.com/watch?v=f0-fPwuPpAk

Burası herkesin sayfası olabilir. Yani bir kedinin mama tasına eğilenlerin, parası az gönlü gani olanların, banyoda ve heryerde şarkı söyleyenlerin, sabırlıların, sürpriz severlerin, gezip tozanların, paylaşanların, cin fikirlilerin, içinden geldiği gibi yaşayanların. . .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir